Su Altı Hikayem Nasıl Başladı?

Su Altı Hikayem Nasıl Başladı?

Bu yazıyı yazmamdan yaklaşık 5 sene önce su altında kalabileceğimi bir de üzerine fotoğraf çekebileceğimi söyleseler pek inandırıcı gelmezdi. Evet belki de dalış hayatına girmesi en zor kişilerden biriydim. Aşırı derecede suyun altından özellikle karanlık sulardan korkum vardı. Kesinlikle göremediğim bir suda denize girmezdim. Teknedeyken yaklaşmaya bile korkardım. Bu belkide bir çok insan için geçerli bir durum olmasına karşın benim için belki de yapmayı çok isteyeceğim şeylerin önünde bir engeldi. Belki de diyorum çünkü o zaman bunun bir engel olduğunun pek farkında değildim.

Fotoğraf çekmeyi her zaman çok sevmişimdir. Küçük yaşlardan beri elimde hep bir fotoğraf makinesi bulunur. Fotoğrafın her alanında fotoğraf çekmeye çalıştım hobi olarak ama oldum olası beni en çok etkileyen kısmı doğa fotoğrafçılığı oldu. Manzara fotoğrafçılığı değil kastettiğim. Canlılar ve doğa olaylarını belgelemek benim her zaman ilgimi çekti. Tabi buna doğa belgesellerine olan düşkünlüğüm ve her zaman bir belgesel kanalı yada dergisinde görüntü sağlayıcı olma hayalimin etkisi büyüktür tahminimce.

İşte tam burada fotoğraf tutkum ile doğada dokunabileceğim bir alan keşfettim. Su altı. Herkesin ulaşamadığı ve insanlığın genelinde az bilinen noktalardan biri. Tabiki dalışı hayatında bir yerlere koymuş bir çok insanla aynı yerlere belki de bir çoğundan da dar bir alanda bulunma fırsatım oldu henüz. Ancak çok uzun zamandır hayallerimde olan bir yerlere bir kapı açmıştım bununla.

Peki bu kadar korktuğum bir alanda bu kapıdan geçme cesaretini nasıl buldum kendimde? Bu bir süredir kendime sorduğum en temel soru. Özellikle bunu irdelemek istiyorum. Buna ilk olarak vereceğim cevap biraz klişe olacak ama hikaye istemekle başlıyor. Bir çok insandan herhangi bir konu hakkında yorum almaya çalışırken ilk verilen akıldır “önce isteyeceksin!”. Evet tabi ki önce istemek ile başlıyor yolculuk ama sadece istemek ne kadar yetiyor buna?

Burada benim çok fazla istememin bana yarattığı motivasyonun planlama olduğunu farkettim. Bilmiyorum planlama denince nasıl anlaşılıyor ama ben bir sıralama yaptım ve bu da benim için en uygulanabilir planlama oldu. Öncelikle yukarıda da bahsettiğim korkumu aşmam gerekiyordu. Bunu oturup bekleyerek aşamayacağımı fark ettiğimde 35 yaşındaydım. İnsanın kendisinde yönlenmeyi hedefleyeceği bir şeyi fark etmesi için oldukça geç ama fark ettikten sonra da sıkıca sarılması için yeterli olduğu bir yaş olarak düşünüyorum. Ben de sıkıca korkumu nasıl yeneceğimi bulmaya sarıldım ve her fırsat bulduğumda üzerine gitmek için de dibini göremediğim karanlık sulara girmeye zorladım kendimi. Bu doğru demiyorum ama bende işe yaradı diyebilirim. Tabi bunu yaptım oldu diye düşünmemek lazım. Bunu aşabilmek benim iki senemi aldı. Eğer bir şeyleri aşmak istiyorsanız böyle uzun süreçleri göze almak gerektiğini çok net anladım. Şimdi baktığımda da aslında uzun bir yolculuğun en başında olduğumu net olarak görüyorum. Bu yolculuğa çıktıktan iki yıl sonrasında dalabilir olmak bile aslında düşündüğümden hızlı oldu diyebilirim. Asıl zaman alacak yetkinlikleri kazanmam için çok zamanım olduğunu o zamandan bile farkettim.

Bu yazılarda su altına giriş hikayemden kısa kısa enstanteneler paylaşmaya çalışacağım. Suyla tanışmamdan bahsetmiş oldum. Bir sonraki yazıda yolculuğumun farklı bir parçasında buluşmak üzere.

You May Also Like

Yorum yapılmamış on This Post

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir